Türkçe
Kaş
kas_0100 kas_0200 kas_0300 kas_0400 kas_0500 kas_0600 kas_0700 kas_0800

Antalya'nın en ayrıcalıklı beldelerinden biridir Kaş. Simena ve Patara iki kol gibi uzanıyorlar yanında. Lykia'nın göz bebeği Kaş, Toros Dağları'nın gölgesinde, Antiphellos antik kentinin üzerine kurulmuş bir harikalar diyarı.

Sıcakkanlı Kaş halkı, bütün o popülaritesine rağmen doğayı bakir tutmayı başarmış. İlçe bugünkü adını, yarımada şeklindeki sahilinden dolayı almış. Yat turizmi açısından önemli bir yeri olan ilçe; sahili, kumsalı, şık restoranlarıyla öne çıkıyor. Açık söylemek gerekirse; yolu uzun ve virajlı, üstelik Side, Kemer gibi beldelerden buraya günü birliğine gelinip dönülmesi pek zor. Ama Kaş'a vardıktan sonra kentin güzelliği tüm yorgunluğunuzu alıp götürecek.

Komşuları: Demre, Fethiye, Finike, Kemer, Patara

Eski medeniyetlerin izlerini taşıyan Kaş, Likyalıların Antiphellos kentinin üzerine kurulmuş. Yerleşim merkezi haline gelmesi, M.Ö. 2000'li yıllara dayanıyor. Kaş'a adını, Teke Bey vermiş. Göz biçimini anımsatan Meis Adası'yla birlikte düşünüldüğünde, ilçenin kaşa benzediğini düşünmek kaçınılmaz.

 

Büyük turistik yapılar, antik kentler ve plaj... Pek çok Akdeniz kasabası gibi, Kaş'ta bu üçünü bir araya getirmeyi başarmış. Lykialılar'dan kalan kaya mezarları mı göreceksiniz, yoksa Myra, Patara gibi yörelere düzenlenen günü birlik turlara mı katılacaksınız? Derinliklere dalmanın tadını mı çıkaracaksınız, Büyük Çakıl Plajı'nda esrik bir gezintinin mi? Kaş, o kadar çok seçenek sunuyor ki, ilk anda insanın kafası karışıyor. Tarihi açıdan çok büyük bir zenginliği var Kaş'ın. Batık kent Kekeva, antik çağın önemli merkezi Myra, Noel Baba'nın öldüğü yöre Demre ve Lykia'nın bir numaralı liman kenti Patara'yı ayrı birer destinasyon olarak düşünebiliriz. Kaş'a kalanlar ise yine çok. Likyalılar Antiphellos'a bugün bile ayakta durabilen yapıtlar bırakabilmişler.

Bu yapıtlar içinde en göze çarpanları; antik tiyatro, Likya kaya mezarları, Kaş Anıtı, Grek tapınağı. Antik tiyatro dört bin kişilik ve halen sapasağlam. Helenistik dönemin özelliklerini taşıyan tiyatro, Roma döneminde restore edilmiş. Grek tapınağı ise şu an Hastane Caddesi adını taşıyan yerde bulunuyor, Helenistik dönemlerin izini taşıyor.

Büyük olasılık bir kumandanın anısına dikilmiş olan Kaş Anıtı'nın üzerinde Likya dilinde yazılmış bir kitabe var. Kaş Anıtı şu an Uzunçarşı olarak bilinen caddenin üzerinde. Kaş'ın doğu ve kuzeyinde yer alan dağlarda ise kayalara oyulmuş mezarlara rastlıyorsunuz. Likya döneminden kalan bu mezarların kayalara oyulmuş yüzleri, dönemin ahşap mimarisini yansıtıyor.

Kaş'a 45 kilometre uzaklıkta olan antik kent Xanthos’a (Kınık) günübirlik turlar düzenleniyor. Xanthos'un en önemli özelliği, Likyalılar'ın istilalara karşı direnen tek kenti olması. 19.yy'da İngiliz tarihçilerce ortaya çıkarılmış ve maalesef önemli kalıntılar British Museum'a kaçırılmış. Bugün kent merkezindeki agora kalıntılarını gezmek mümkün.

Bir başka tarihi kent ise Simena. Burayı Kekeva Adası ve Myra ile bir arada düşünebilirsiniz. Simena'ya tekne turları düzenleniyor. Kaldı ki, yöreye ulaşmanın tek yolu deniz. Bir zamanlar daha çok denizcilerin ve balıkçıların konakladığı bir kent olan Simena Likya ve Roma döneminin kalıntılarını saklıyor. Kayalara oyulmuş minik bir tiyatrosu var. Bu tiyatro Akdeniz'in en küçük antik tiyatrosu olarak kabul ediliyor. Simena bugün uzaktan bakıldığında oyuncak evlere benzeyen yapılarıyla şirin bir balıkçı köyü görünümünde. Kaş yaylalarıyla ünlü bir yöre. Gömbe Yaylası, Sütleğen Yaylası ve Bezirgân Yaylaları bitki örtüleri ve çevrelerini kaplayan yüksek dağlarla doyumsuz manzaralara sahip.

Dağlarda çam, selvi, sedir, meşe gibi ağaçlar bulunuyor. Akdağ eteklerinde yazın rağbet gören piknik yerleri ve kır restoranları var. Gömbe'de son yıllarda alabalık üretiliyor, restoranlarda taze alabalık yiyebilirsiniz. Uçarsu ve Yeşilgöl soğuk pınarlarlarıyla tanınıyor ve yazın kavurucu sıcağından uzakta, dinlendirici bir tatil geçirmek isteyenlerin beğenecekleri yerlerden.

Kaş Bucak Marina

Bucak  Denizinin kuzey tarafında, neredeyse bir mil uzunluğunda betondan bir rıhtım var . Bir halata demir bağlayarak teknenin ortasından atarak rıhtıma çok yaklaşıp, doğu ucuna aborda olabilirsiniz. Marinanın yanında Cuma günleri pazar kuruluyor.

Kaş (Antik Antiphellos)

Batıdan yaklaşırken Gürmenli  Kayaları denilen iki su üstü kayası kolaylıkla tanınabiliyor. Sulu Adalar ve anakara  arasındaki geçitte kolayca tespit edilebiliyor. Uygun bir yere baştan veya kıçtankara olabilirsiniz. Giriş limanında gümrük, pasaport polisi, Liman başkanlığı var.

Kalkanda olduğu gibi burada da denizin dibindeki bir tatlı su kaynağı suyu soğutuyor. Su,elektrik,yakıt,onarım,restoran,market,postane,ATM,banka,otobüs ve dolmuş imkanları var.Kaş,hilal şeklindeki bir koyda, dik yamaçların eteğine kurulmuş.Yunan Adası Meis güneybatıdan,inca Çukurbağ Yarımadası de Kuzeyden Kaş’ı koruyor.1922 ‘ ye kadar bir Rum köyüymüş.Bu tarihten sonra Anadolu’nun içlerinden ve Balkanlardan gelen Türkler buraya yerleşmiş.

Burası kıyı boyunca karşılaşabileceğiniz en büyüleyici yerlerden biri. Kasabanın arkasındaki dik yamaçlarda çok sayıda Likya kaya mezarı var. Kasabanın batısında Helenistik bir tiyatro var.

KOY CİVARINDAKİ DEMİR YERLERİ

Longos

Koyun (Kaş Limanı’nın ) batı tarafında meltemden korunaklı bir yer bulabilirsiniz. Çondur Burnu’nun kuzeyindeki adacığın hemen kuzeyine demir atabilirsiniz. Dip kumlu ve iyi demir tutuyor.

Bayındır Limanı

Kaş Limanı’nın güneydoğusundaki büyük koy. Koyun doğu tarafında plajın açığında, 8-10 metrede ya da koyun güneydoğu köşesindeki koycukta , 10- 15 mt’de demir atabilirsiniz. Kıyıda çok sayıda restoran var.

Uluburun

Bu burnun güneydoğu tarafında M.Ö 14.Yüzyıldan kalma eski tunç devri gemi kalıntısı var. Gemide bulunan kehribar boncuklar Baltık Denizi civarında yetişen bir amber türünden yapılmış. Meltem estiğinde çok sert rüzgârlar olabiliyor. Yarımada’nın güneydoğusunda burundan yaklaşık yarım mil uzaktaki küçük koyda 15 metrede demir atıp koyun batı yakasına çıma tutabilirsiniz.

Asar Bükü

Sıçak Yarımadası’nın kuzeydoğusundaki uzunlamasına girinti. Girintinin sonunda Antik Aperlae kentinin ve limanının artık su altında kamlı kalıntıları var. Sakin havalarda yatların kullanabileceği bir yer ama antik şehrin su altında kalmış kısımlatıra çarpmamak için dikkatle yaklaşmalı 5-10 metrede de demir atabilirsiniz.  Dip kumlu ve yosunlu.

Kekova Demiryeri

Kekova Adası batı-güneybatı/ doğu-kuzeydoğu doğrultusunda 4mil boyunca uzanan ve anakaranın girintili, çıkıntılı kıyısı ile arasındaki suşeridini korunaklı hale getiren bir ada. Üçağız Limanı her yönden mükemmel derecede korunaklı. Kekova Demiryeri’ne Kekova Adasının batı ya da doğu ucundan gidilebilir.

Batı Girişi

Kekova Adasının batı ucunda, geçidin orta noktasında Karagöl Adaları denen bir grup ada var. Adaların doğusundaki geçitte derinlikler iyi ama fenerin tam kuzeyinde, yaklaşık 200 metre mesafede ve su seviyesin hemen altında bulunan kayalık banka dikkat edilmeli. Adacıkların arasına demirlemek isterseniz güneybatı uçtan girmek ve teknenin baş tarafındaki birinin dümenciye kılavuzluk etmesi yerinde olur.

Doğu Geçidi

Kekova Adasının doğu ucuyla kıyı arasındaki geçit, suyolunu takip ettiğiniz sürece sorunsuz.

Afroz Bükü (Woodhouse)

Ölüdeniz fenerinin  yaklaşık bir mil doğu-güneydoğusunda, açığında bir adacık olan küçük koy.12-15 metrede yosunlu zemine demir atabilirsiniz. Köyde bir kalenin ve kilisenin kalıntıları var. Patikadan devam ederseniz uzun mesafeli doğa yürüyüşleri için tercih edilen mezarla yoluna çıkıyorsunuz.  Bu yol Antalya’ya kadar devam ediyor.

Polemos Bükü (Sıçak Koyu)

Kekova Demiryeri’nin batı ucunda bulunan uzun( 1,5 mil ) girinti. Koyun kuzeyindeki birkaç adcık dışında herhangi bir tehlike yok. Çoğu yatçı koyun sonuna kadar gitmeyi tercih ediyor. Burada kıyıdan 250 metre açıkta derinlikler 5-10 metre civarında. Dip çamurlu ve iyi demir tutuyor. Kıyıda, tepeler maki ve zeytin kaplı.

Tersane Koyu

Kekova Adasının batı ucunun 450 metre  kuzeydoğusunda bulunan minik bir koy. Koy geçildikten sonra 4-10 metrede demir atıp batı yakasına çıma tutabilirsiniz. Sonundaki küçük plajıyla, kum zemin üzerindeki cam gibi sularıyla ve bu Müslüman ülkedeki Hıristiyan geçmişi çarpıcı bir şekilde hatırlatan kilise harabesiyle pitoresk bir köy.

Kaleköy

Üçağız Limanı girişinin batı tarafında dik bir sırtın üzerine kurulmuş olan kalenin burçları, küçük köyün üzerinde görkemli bir şekilde yükseliyor. Demir yeri kullanılabilir. Koya girdikten sonra 12-15 metrede demir atabilirsiniz. Dip çamurlu ve yosunlu gibi ama muhtemelen altında kaya var. Sahildeki restoranlar su altında kalmış rıhtımın üzerine kurulmuş. Batı uçtaki üç ponton yatların kullanımına açık. Gösterilen yere aborda olabilirsiniz. Su, elektrik, restoran var. Kısa ve dik bir yokuşu tırmanarak kaleye ulaşabiliyorsunuz. Kale küçük ama muhteşem bir yapı. Kaleyi çevreleyen yamaçlarda çok sayıda lahit göreceksiniz. Buradan üzerine restoranların inşa edildiği batık rıhtım rahatça görülebiliyor.

Üçağız Limanı (Ölüdeniz, Tristomos)

Tamamen kayla çevrili olan bu koya, Kaleköy’ün hemen batısındaki kayalık bir geçitten giriliyor. Üçağız adı, koya giren üç geçit olmasından kaynaklanıyor. Kaleköyden ana geçide girmelisiniz. Kahverengi leke gibi duran resif hemen fark ediliyor. Bu geçitlerin ikisinde de suyolunun üzerinde 9-10 metre su var ama kenarlara yaklaşınca derinlik 3-5 mt ‘ye düşebiliyor. Üçağız Limanına girdikten sonra köyün açığındaki 3-5 metrelik alana demir atabilirsiniz. Koyun doğu yarısında da demirleyebilirsiniz. Sahilde çok sayıda restoran var. Kuzey kıyısında, Üçağız Limanı’nın batısında gösterilen yerde bir maden suyu kaynağı var. Su buz gibi ve bol miktarda mineral içeriyor. Burası Fransa’daki Badoit kaynağına benziyor.

Kale Koyu

Kaleköy’ün yaklaşık 600 metre doğusunda, 5-8 metrede demir atıp kıyıya çıma tutabilirsiniz.

Karaloz ( Port Sant Stefano)

Bu küçük adacık Kekova Adasının güneyinde, doğu ucunun 1,5 mil güneybatısında yer alıyor. Koyun sonunda 6-10 metrede demir atıp kıyıya çıma tutabilirsiniz. Bu minik fiyort, muhteşem ve ürkütücü bir yer. Su cam gibi berrak ve her yer balık dolu.

Gökkaya Limanı

Kekova Demiryeri’nin doğu ucunda, anakara kıyısına yakın bir yerde bir grup küçük ada var. Çoğu yat kuzeybatıdaki küçük koyda yer alan demir yerini kullanıyor.5-7 metrede çamurlu zemin iyi demir tutuyor. Ve korunaklı. Yazları burada bir yakıt mavnası demirliyor. Minik fiyortları andıran bu geçitlerin arasında gezinmek çok keyifli. Denize açılan bir tatlı su kaynağı yazları çok hoş bir serinlik veriyor.

Andraki

Gökkaya’nın 2  mil doğu-kuzeydoğusunda, Çalpan Burnu’nun altında bulunan liman ve koy Mendirel açıklarında uygun bir yere demirleyebilirsiniz. Rıhtımda su, küçük market çok sayıda restoran ve cafe var. Andraki Myra kentinin limanıymış Diğer pek çok antik liman gibi burası da yakınındaki nehrin taşıdığı alüvyonlarla dolmuş. Artık eski liman alanı tamamen karanın bir parçası olmuş. Limanın biraz içerisinde Roma döneminden kalma birkaç bina var.Bunlar arasında en ilginci Hadrianus’un yaptırdığı ve Patara’dakine benzeyen ambar.